DÜĞÜN ADETLERİ
Beyşehir’de Düğün Adetleri başlığı altında şu adet ve törenlerle yer vereceğiz;Görücülük,Söz kesimi,Şerbet içimi,Nişan,dürü,Bayram ziyaretleri,nikah ve Düğün törenleri.
GÖRÜCÜLÜK-Dünürcülük-Oğlanevi,oğlu için arzu ettiği kendisine talip olmayı düşündüğü kız ve ailesi hakkında geniş bir araştırma yapar. Bu araştırma çok gizli ve pek kimseye söylenmeden yapılır. Eğer sonuç müsbetse oğlanın annesi ve akrabadan iki kadın da münasip bir bahane bulunarak kız evine gider. Bundan maksat kızı görmek,ev düzenine,en azından su,çay,kahve dağıtışına bakmak kız hakkında bir fikir sahibi olmak ve yakından incelemektir. Hatta eskiden kız evinin tuvaletine,mutfağına v.s. ye bakıldığı da anlatılmaktadır. Bu ziyaret kısa sürer.
Eğer oğlan tarafı kızı istemeye karar verirse birkaç gün sonra tekrar gene ilk seferki gibi kadınlarla istemeye varırlar. Bu ziyarette niyetlerini açıkça söylerler.Kendi durumlarına,oğlunun meslek durumunu,kazancını,kısaca halini vaktini anlatır,biraz da abartarak övgüyle sözederler.Bu ilk ziyarette kız evinin ikramına hatta jest ve mimiklerine bakılarak işin geleceği hakkında neticeler çıkarılmağa çalışılır.Mesela güler yüzlü ve sevgiyle karşılanmak,kolanya-çay ikram etmek,hele hele sohbeti uzatmak isteyip gelenlere kırıntı babından bir şeyler ikram etmek oğlan evine bu iş tamam,olacak dedirten işaretlerdendir.Zaten kız evinin gönlü varsa tekrar kızını vermeğe taraftar değilse,işin daha başında olamıyacağını belirtirler. İkinci ziyarette kızın annesi başta olmak üzere kız tarafı’’kızın babasına bir danışalım’’diyerek tekrar müsaade isterler ve netice için bir gün tayin ederler.Kız tarafının kendi arasındaki bu görüşmeden sonra,adeta kadınlar arası söz kesilmesi olur ve kız tarafı erkek dünürcülerin gelmesini isterler.Böylece iş resmileşmiş ve kesinleşmiş olur. Ertesi gün oğlan tarafının ileri gelenleri kız evine topluca giderler.Kadınlar ve erkekler ayrı ayrı otururlar.Evlilik üzerine sohbetler yapılır.Muhabbet koyulaşıp,taraflar birbirine ısındıktan sonra oğlan tarafı ‘’sebeb-i ziyaretlerini ‘bir defa açıklar ve resmen kızı istemiş olurlar.Kızın babası bunun üzerine biraz nazlanır.Mesela’’-Kızım ufak,benim elim kolum oydu,o giderse ben ne yaparım,zor olacak,şöyle-böyle…v.s.’’der.Oğlan tarafı da taş ufağı değil ya insan ufağı.Şimdiye kadar senin evinde büyüdü,şimdiden sonra da benim evimde büyüsün ‘’der.İcabında kendisinin evlenişinden,evliliğin kutsal bir iş olduğundan falan bahsederek.Sohbeti tatlı bir şekilde sürdürür.Nihayet kızın babası ‘’Eh ne yapalım,madem ki siz istiyorsanız,Allah’ta nasip ederse olsun.’’diyerek rızasını son bir kez daha belirtir ve böylece dönürcülüğün hemen ardından,onunla adeta iç içe olan SÖZ KESME merasimi de bitmiş olur.Oğlan tarafının beraberinde getirdiği hocanın okuduğu Kur’an-ı Kerim ve dua ile söz kesme merasimi de tamamlanır.
ŞERBET İÇİMİ:Söz kesiminden sonra kararlaştırılan bir gün de Şerbet içmek ve yüzükleri takmak için oğlan tarafı ileri gelenleri,hısım akraba ile kadınlar da dahil olmak üzere kız evine giderler.Oğlan tarafı erkenden şerbetlik malzemeyi,şekeri,kolanyayı…gönderirler.Şerbetler hazırlanıp akşam sohbet esnasında misafirlere ikram edilirken,yüzükler ortaya getirilir.Orada gelinin yüzüğü takılır.Kız evinde bu eğlence sürerken,damat ta sağdıçları ile kendi evinde toplanır,eğlenirler. Kız tarafında şerbetler içilirken,damata da bir sürahi şerbet hazırlanıp süslenerek,sağdıçların mendili ve damadın yüzüğü de konarak gönderilir.Sürahiyi getirene damat ve arkadaşları aralarında topladıkları paraya bahşiş olarak verirler.Damada da böylece aynı gecede,fakat ayrı yerlerde yüzük takılmış olur. Şerbet içimi hatta NİŞAN diyebileceğimiz ardından kadınlar arası bir’’Nişan,Atkı Atam Merasimi’’daha yapılır.Çevresi kapalı muntazam bir bahçe,yada bir sinema salonu önceden ayarlanır. İki taraf ta hısım akraba kadınlarının bu eğlenceye çağırmak için ‘’Yenge’’ler çıkarır.Bunlar bir gün önceden bütün davet edileceklere haber verirler.Yengeler bütün düğün boyunca bu tür işleri düzenlerler.Yenge denilen ve düğün sahibinin hususi olarak seçtiği bu kadınlar,genellikle fakir kadınlar arasından ve ya bu işi artık bir meslek haline getirmiş olanlardan seçilir.Düğün boyunca kadınlar arası eğlenceleri organize eder ve düğün sonunda da ayrıca bahşiş alırlar. Belirtilen gün öğleden sonra kadınlar toplanıp eğlenmeye başlarlar.Gelen de kardeşlikleriyle beraber oynatılır.Bir müddet sonra oyunlara ara verilir.Şeker,lokum v.s. dağıtılır.Bundan sonra oyun oynanmaz,yenge gelinin yanına gelir ve ‘’Atkı Atılmağa ‘’başlanır.Önce yenge elinde ki tefin içine bahşişini atar.Orada bulunanlarda yanlarında getirdikleri hediyelik kab-kacak,para,altın v.b.ni bir bir getirip bırakırlar.Atkı atma esnasında göze çarpan bir husus’’Keşik usulu’’nün geçerli olmasıdır ki bu da şu şekilde cereyan eder.Düğün sahibince davetlinin kendi kızı yada oğlunun düğününde,en azından erkek çocuğunun sünnet düğününde getirilen hediyenin eşdeğerini atmağa hususi bir dikkat safredilir,davetlilerce.Yani’bugün bana ne getirirsen,yarın sana onu getiririm’havası vardır bu keşik usulünde… Atkı atılırken her hediyenin ardından,ne atıldığı,kimin attığı yenge tarafından yüksek sesle duyurulur.Gelinlik kızın annesi de hediye atanları dikkatle izler.Ayrıca diğer bir husus ta,oğlan tarafının yakın akrabalarını genellikle altın bilezik,kolye v.s. takmalarının bir adet haline gelmiş olmasıdır.Atkı atma işleminden sonra eğlence biter.Gelin kardeşleriyle beraber bir taksiye bindirilir ve gezdirilerek evine getirilir.Taksi v.s.nin olmadığı devirde ise gelini başına bir örtü örtülüp,on-onbeş kadın arasında eve getiriliği anlatılmıştır. Düğünlerde söz konusu olan ve gelinin en büyük yardımcıları olan kardeşliklerin,gelinle kardeşlik olmaları ilginçliği bakımından kaydedilmeğe değerdir. Daha küçük yaşlarda komşu yada akraba kızlarından üç kız kendi aralarında konuşup,annelerine de danışarak ilerisi için kardeşlik olmaya karar verirler.Annelerinin de onayı ile ‘’ Kardeşlik’’olurlar ve ‘’Neyine olalım?’’diye sorarlar.Nihayetinde biriyle birisini baklavasına,diğeriyle 6 katmer ve bir tavuğuna kardeşlik olurlar.Bunun anlamı şudur:Kardeşliklerden birisi gelin olurken başta kararlaştırılan baklavası,tavuğu ve 6 katmeri gelinin ardından kardeşliklerince hazırlanıp yenge ile gönderilir.Aynı işlem üç defa tekrarlanır. Damat için sağdıç neyse,gelin için de kardeşlik odur.Kardeşlikler bütün düğün boyunca,hatta bir aksilik olmazsa bütün hayatları boyunca birbirinin en büyük yardımcısı olur ve bunu devam ettirirler. Nişan ardı kadınlar arası eğlence,yada Atık Atma Merasimi diyebileceğimiz bu eğlencenin akşamında,oğlan tarafı kız evine giderek kendi aralarında geç vakitlere kadar eğlenirler. Nişanlılık devresini,dini bayramlar denk gelmişse bayram ziyaretleri,Kurban bayramında geline koç gönderilmesi,karşılıklı dürü dürülmesi gibi merasimler süsler. Dürü adı verilen ve iki tarafın karşılıklı olarak birbirine hediye alıp vermesi şu şekilde gerçekleşir. Kız ve erkek tarafı kendi aralarında konuşurlar.Dürüyü sadece ‘’gelinle-damada mı?’’,veya sadece ‘’iki evin içindeki fertlere mi?’’yoksa’’Ev dışına çıkıp yakın hısım akrabaya da mı?’’düreceklerene karar verirler.Bu karar da iki tarafın da maddi güçleri söz konusudur.Dürüde karşılıklı olarak konulan,başlıca hediyeler şunlardır: Gelinlik kıza;baştanaşağı iç çamaşırı,bir takım elbise,elinin kınası terlik,başörtüsü,kolanya,şeker hatta sakız dürü olarak alınır.Dama da ise;iç çamaşırı,gömlek,kravat,ayakkabı,terlik,havlu mendil verilir.Gelin ve damadın annesine elbiselik kumaş,havlu,mendil,çorap ve iç çamaşırı,kenarları özel olarak işlenmiş birer yazma yada tülbent;gelin ve damadın babalarına ise elbiselik kumaş,gömlek,çorap,mendil,iç çamaşırı havlu dürü olarak alınır.İki tarafın erkek kardeşleri varsa onlara çorap,mendil,gömlek,iç çamaşırı,kız kardeşlere ise çorap,mendil,başörtüsü,elbiselik kumaş konur.Eğer varsa babaanne,anneanne ve dedelere de elbiselik kumaş,çorap,mendil,secade,namaz örtüsü,tesbih ve namaz takkesine dek varan hediyeler ilave edilir. Dürüyü önce kız evi götürür.Dürü kız evinden götürülürken bir sini baklava da hediye olarak gönderilir.Kız evinden dürüyü komşu yada akrabadan bir-iki kadın götürürken;oğlan evinin dürüyü getirişi gösterişli bir şekilde olur. Oğlan evi önceden dürü getireceğini bildirir.Kız evinden içinde dürü gelen bohçalara bu kez oğlan tarafının dürüleri konur ve boş baklava tepsisine bu kez şeker,lokum,kolonya ilave edilerek oğlan tarafının hısım akraba kadınlarınca getirilir.Akşam eğlenceler başlar.Bir müddet geçip de oyunlara biraz ara verilince oğlan tarafından bir kadın’’Getirin dürümüzü,görelim yüzünüz çekelim nazınızı’’diyerek dürünün ortaya gelmesine sağlar. Bohçalar birer birer açılır ve hediyelere tek tek bakılır. Dürü kaldırıldıktan sonra,gelinlik kız ve kardeşlik oynatılır. Geç saatlere kadar eğlendikten sonra misafirler dağılır.Dürü getirilmesi de böylece neticelenmiş olur. Düğün başlığı altında topladığımız seri merasimlerden bir grubunda ‘’BAYRAM ZİYARETLERİ’’ olduğunu daha önce belirtmiştik.İlçede nişanlılık dönemine rast gelen bayramların beraberlerinde getirdikleri hava da daha başka olmaktadır. RAMAZAN BAYRAMINDAN birkaç gün önce kız evi ‘ağız tadı’ denilen bir sini baklavayı oğlan evine gönderiri.Bu baklavanın büyük bir kısmı oğlan evince hısım-akraba ve konu-komşuya ağız tadı,olarak dağıtılır.Sini gene bayramdan önce-mesela arife günü-gelinin hediyeleri,bayramlıkları konularak geriye gönderilir. Bayramlarda gelin ve damadın karşılıklı olarak konulan ‘’Bayramlıklar’ı giymeleri adettir.Damat ve sağdıçları Bayramın 1.günü kız evine bayram tebriklerini ve ‘’el öpmeğe’’ giderler.Damat ve sağdıçlara birer çorap,mendil hediye olarak verilir.Aynı akşam bu kez damadın anne ve babası kız evine bayramlaşmaya gider.Şeker,sakız geline harçlık olarak mir miktar para,her ziyarette olduğu gibi bu ziyarette de verilir. Kız evi de ertesi gün akşam oğlan evine giderek bayram ziyaretini bitirir. KURBAN BAYRAMI’nın Ramazan Bayramı’ndan tek farklı yanı,oğlan evince kız evine kurbanlık koçun gönderilmesidir.Arife günü koç halkalı şeker ve kurdelelerle süslenir.Eğer şartlar müsaitse gelinin boynuzuna bir de altın bilezik ilave edilir,gelinin hediyesi olarak.Diğer hususlar aynen Ramazan Bayramında ki gibi tekerrür eder. Eğer arada damadın askere gitmesi gibi bir durum varsa;bir hafta kadar önce kız evi bir sini börek,yada baklava ile damadın iç çamaşırı,havlu,çorap,mendil v.s.ni hediye olarak gönderir.Damat da yola çıkmadan bir gün önce ‘’Allahaısmarladık’’ demeye kız evine gelir.Bu ziyarette kızın babasının dama da harçlık olarak para verdiği tespit edilmiştir.Damat askere gittikten sonra kız evi oğlan evine ‘’güle güle kavuşun’’ demeğe giderler. Nişanlılık devresi tarafların birbirine karşı nazik,saygılı ve hoşgörülü içinde oldukları bir devredir.Fakat ne yazık ki düğün sonrasında çoğu kez ilişkiler seyrekleşmekte,naziklik,karşılıklı hoşgörü ve saygı çoğunlukla bir kenara bırakılmaktadır. DÜĞÜN HAZIRLIKLARI VE DÜĞÜN
İki taraf bir araya gelerek önce düğün tarihine kadar verirler.Düğün tarihi yaklaştıkça kız evinde caiz hazırlıkları daha bir hızlanır.Konu komşu ve hısım akraba kızın çehizine yardım için belirli parçaları alıp işlemeğe,eksikleri hep beraberce tamamlamağa çalışılır. Beyşehir’de çeyiz durumu biraz ağırca,fakat derli-toplu ve ortaklaşadır.’’Başlık Parası’’ olmadığı için gerekli eşyaların alımı ilçe merkezinde şöyle dağılmıştır. Oğlan Evi;yatak odası takımı-karyola,gardrob,yorgan,yatak bir-iki battaniye,işlemeli,desenli çarşaf,yorgan ağzı ve karyola eteği,yastık yaygısından oluşur-bir,yada iki pencerelik tül ve perde ile mutfak eşyasının bir kısmı ve en az bir halı,birkaç parça da kilini almakla yükümlüdür. Kız Evi İse;mobilya takımı,bir yada iki veya daha fazla halı,birkaç parça hazır yada dokutulmuş kilim,perde ve tüller (genellikle iki odalık olur),karyola yatağı,birkaç adet işlemeli karyola takımı,hemen takımları,seccade ve namaz örtüleri,elde işlenmiş namaz örtüleri,masa örtüleri v.s. ile mutfak eşyasının büyük çoğunluğunu almaktadır.Detay bütçeye göre genişlemekte,çeyizin miktarı ve çeşidi de artabilmektedir. İlçemizde genellikle düğünler Cuma,Cumartesi ve Pazar günleri yapılır.Fakat Salı,Çarşamba ve Perşembe günleri de düğün yapıldığı görülmektedir.Biz ilk sıraya aldığımız düğünün gelişmesini anlatacağız. Düğüne ilk hazırlık yemek yapımında görülür.Oğlan evinden konu-komşu ve akrabalara haber gönderilerek,Perşembe günü sabah baklava börek yapımına davet edilir.Kız evi de yemek hazırlığı yapar fakat,bu oğlan tarafının onda biri kadındır.Çünkü kız evi sadece bir içten gelen misafirlerin ağırladığı halde,oğlan evi’’Güveyi Yemeği’’denen bir yemek vermek durumundadır. Cuma günü düğün resmen başlamış sayılır,fakat çalgıcılar falan gelip çalmazlar.Sadece kadınlar yukarıda kısaca değindiğimiz gibi bir araya gelir,eğlenir,geline hediyeler takar ve akşam üstü de dağılırlar. Cumartesi günü sabahtan oğlan evinde davul çalmağa,yemekler pişirilip davetliler ağırlanmağa başlanır.Öğleden sonra oğlan tarafı davul-zurna çalarak kız evine doğru yola çıkar?Eskiden yaya olarak kalabalık ve gösterişli bir biçimde yapılan bu yürüyüş bugün unutulanlar arasındadır.Kız evine bu gidişin gayesi eşyayı getirmektir.Davul zurna kız evinin önünde çalarken oyunlar oynanır,önceden denkler halinde hazırlanan eşyalar bir kamyon yada traktör römorkuna yüklenir.Oğlan evinden gelenlere şeker,kolonya v.s.ikram edilip,eşyaların yüklenmesinde bitince kafile davul zurna çala çala geriye döner.Kız evinden gelinlerle birlikte bütün eşyalar döşenir. Cumartesi günü akşam düğünün en şaşaalı günüdür.Akşam oğlan evinin bütün ileri gelenleri,davetliler,gençler,hatta kadınlar davul zurna eşliğinde yaya olarak,ellerinde fenerler v.s. ile kız evine giderler.Tabii bu söylediğimiz eskiden olurmuş.Eskiden o gece şehirde adeta fener alayı düzenlenircesine bir şenlik ve gösteri tertiplenirmiş.Fakat şimdi pistte başıboş tepinmeyi daha makul sayan anlayış bu adeta de gülmekte ve hor görmektedir… İlçe merkezinde kaşık oyunları oynanırken bazen damadın da sağdıçlarıyla beraber oyun oynadığı,kayın pederinin bir altın ya da yüklüce bir miktar parayı damada taktiği vaki olmaktadır. Gece geç saatlere kadar kız evinde eğlenilirken,içeride kadınlar kendi aralarında çalar oynarlar.Kadınların başlıca çalgısı da defterdir.Bu iş içinde çoğu kez türkü söyleyen-çalan bir kadın tutulur.Gelin kardeşlikleriyle falan oynayıp ta sıra kına yakmağa ve gelin okşanmasına gelince havaya bir mahzunluk ve sessizlik çöker.Kına bir tabakta karalıp,gelinin yanına getirilirken defçi de defteri dertli bir kına havası çalmağa başlar.Kına yakılırken gelinin sağ avucuna altın konduğu da olur.Önce gelinin sonra kardeşliklerinin ve oradaki genç kızların eline kına yakılır.Sıra gelin okşamasına gelince hava biraz daha hüzünlenir.Yarı öğüt,yarı aylığının acısıyla dolu yanık gelin havası başta gelin gelin annesi ve kız evinin akrabaları olmak üzere çevredekileri ağlatır,gelinin baba evinde son gecesi olduğunu dile getirir. Bu merasim de bittikten sonra kadınlar gene erkeklerle beraber geldikleri çala-söyleye geriye dönerler.Oğlan evinde biraz daha eğlenildikten sonra topluluk dağılır ve kına gecesi eğlenceleri de bitmiş,olur. Kına gecesinin karakteristik hususiyetleri arasında çalgıcılarla beraber oğlan evinden bir grubun kardeşliğini kaldırmaya gitmesi,oğlan evinden bir kadının kız evinden bir bardak v.b.bir şeyi gizlice alması,oynayanlara para takılması…sayılabilir.Fakat bütün bunlar her geçen düğünde ya biraz daha unutulup eskimek yada hiç yapılmamaktadır. Ayrıca gene Cumartesi günü gündüz gelinin çalgı eşliğinde hamama götürüldüğü,gelin ve kız tarafı hamamdayken dışarıda da çalgıcıların çaldığı,o gün hamamın hususi olarak tutulduğu anılmakla beraber on-onbeş yıldır böyle bir şeyin yapıldığı vakiğildir. Pazar günü,’’Gelinin Çıkacağı’’gündür.Öğleden sonra yapılan merasimin gelişmesi de şu şekilde olur. Öğleden önce oğlan evinde bir müddet çalgı çalar.Öğleyin yenen yemekten sonra taksiler hazırlanır,gelin arabası hassaten süslenir ve davul-zurna çala çala gelin almak için kız evine doğru yola çıkılır. Sabahtan kadın berberine götürülerek süslenmiş,gelinliğini giyerek hazırlanmış olan gelin,babasının beline kırmızı kuşak bağlamasıyla harekete hazır hale gelir.Oğlan babasının,kız babasından müsaade isteyerek gelin taksisine bindirilmesiyle geriye dönüş başlamış olur.Kız evinden bir kısım hısım akrabada gelin vasıtalara binerek gelini uğurlamaya gelirler.Şehir dışında gösterişli şekilde dolaştıktan sonra evine başlar.Fakat gelin baba evinden ayrıldıktan itibaren özellikle çocuklar yol keder ve bahşiş isterler,bu yol boyunca bir çok kez tekrarlanır. Gelin alayı oğlan evine gelene kadar çalgıcılar çalmağa devam ederler.Gelin taksiden inince önce eline bir dolu testi verilir.Gelin testiyi yere vurarak kırar.Bu su gibi tatlı,ahenkli bir ömür sürmeli dileğinin taşıyan bir harekettir.Daha sonra gelinin eline bir ekmek ve bir Kur’an-ı Kerim verilir.Buda nimete saygılı,sofrasının bereketi,ve Allah korkusu ile dolu ahlaklı ve güzel huylu olması dilek ve amacının bir ifadesidir.Hemen bundan sonra da gelinin yüzüne ayna tutulur.Bunun anlamı da geldiğin günkü gibi yüzün bir ömür boyu ak olsun demektir.Damat gelinle içeri girerken damat önceden hazırladığı bozuk para,şeker ve buğday gibi şeyleri ortadakilerin üzerine serper.Eşikten geçerken sağ ayakla geçmeye özel bir dikkat safredilir.Gelin eve geldikten sonra çalgıcıların işi bitmiş olur ve onlar dağılırlar. Gelinle damat kendileri için hazırlanan şerbeti içerler.Bir müddet sonra diğer odada toplanmış bulunan yaşlı hısım akrabanın elini öpmeğe geçerler.Orada geline para,altın v.b. şeyler takılır.El öpme merasimi bittikten sonra erkekler dağılır.Gelin kadınlarla baş başa kalır.Damat da sağdıçlarıyla beraber gezdirilmeğe götürülür.Bu gezme esnasında sağdıçlar damadın yanından kesinlikle ayrılmaz.Çünkü diğer arkadaşları sürekli olarak damadı kaçırmağa çalışırlar.Ve kaçırınca da yüklü bir miktar parayı bahşiş olarak sağdıçlardan almadan bırakmazlar. Akşam oğlan evinde ‘’Güveli Yemeği’’adı altında özellikle erkek davetlilere bir yemek verilir.Bu yemekte misafirlere ikram edilen başlıca yemekler şunlardır.Çorba,mevsimine göre bamya da olabilir-,haşlama yada sebzeli et yemeği,özel hazırlanmış pirinç pilavı,biber dolma,patlıcan oturtması,v.s. gibi sebzeli yemekler,baklava,sütlaç gibi tatlılar,su böreği kavun,karpuz v.s. gibi mevsim müsaitse meyveler… Yemekten sonra dualar edilir.Yatsı namazının müteakip dini nikah ta kıyılır.Ve damat gerdeğe katılır.Böylece düğün resmen sona erer.Pazartesi sabahı gelin kaynatası ile kaynanasının elini öper,onlarda geline gene para altın cinsinden hediye verirler.O gün gelin de damat da mecbur kalmadıkça evden dışarı çıkmazlar. Salı günü ‘’Geline Bakma’’ günüdür.Bugün gelin tekrar yeni baştan süslenir,gelinlik giydirilir,çevreden ne kadar duyan,bilen varsa öğleden sonra bir bir gelip geline ve çeyizine bakmaya başlarlar.Bunun içinde gelinin hemen hemen bütün eşyası görülecek bir biçimde sergilenir.O gün akşama kadar bu keşmekeş devam eder. Bu adet de hem külfetli olması,hem de kimseye bir faydası dokunmaması gibi hususlar göz önünde bulundurularak kalkmakta ve unutulmaktadır. Yeni gelin ve damat eskiden bir hafta geçmeden kızın baba evine el öpmeğe gitmezmiş.Aradan tam bir hafta geçince,yani düğünden sonraki ilk Pazar akşamı gelinin babası oğlan tarafını yemeğe davet eder,böylece ilk ziyaret gerçekleşirmiş… Şimdi ise çoğu kez bir hafta geçmesini beklemeden,hatta gelinin baba evinden ayrılışının 2.günü baba evine ziyarete gidenler bile olmaktadır. KAYNAK:
TEVFİK YAŞAR TEKELİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ÖĞRETMENİ BEYŞEHİR |